< <
13 / total: 13
|

Hücre Gibi Kompleks Bir Organizmanın Tesadüfen Oluşabildiğini Sanırlar

Evrim teorisi, daha önce de belirttiğimiz gibi hayatın tesadüfen meydana gelen bir hücreyle başladığını iddia eder. Bu, dünya tarihindeki ilk sanayileşmenin bir gün bir kentin merkezinde tesadüfen oluşan bir fabrikanın yine tesadüfen üretime geçmesiyle başladığını söylemek kadar, hatta daha da saçma bir iddiadır.

ernst haeckel, ilkel mikroskop


Ernst Haeckel'in yaşadığı devirde resimde görülen ilkel tarzda mikroskoplarla sadece hücrenin dış yüzeyi hakkında bilgi edinilebiliyordu. Bu bilgi seviyesi ile ortaya atılmış olan bir iddianın 21. yüzyılın bilimsel gelişmişlik düzeyi içinde, kimilerince hala savunuluyor olmasının "Darwinist büyü" den başka bir açıklaması yoktur.

Evrim teorisinin iddiasına göre bundan dört milyar yıl kadar önce ilkel dünya atmosferinde birtakım kimyasal maddeler tepkimeye girmiş ve yıldırımların, sarsıntıların ve başka olayların etkisiyle karışmış ve böylece ilk canlı hücre ortaya çıkmıştır.

Bu, Darwin'in dönemindeki cehalet ve ilkel bilim seviyesinin ürünü olan bir senaryodur. Darwin'in bu teoriyi ortaya attığı dönemde bilim dünyası hücrenin yapısı hakkında herhangi bir bilgiye sahip değildi. Mevcut mikroskoplar hücreyi sadece bir kara leke olarak görebiliyorlardı. Örneğin Ernst Haeckel hücrenin "homojen bir protoplazma yığını" olduğunu düşünüyordu yani hücrenin işlevlerinden, kompleks özelliklerinden habersizdi. Oysa geçtiğimiz yüzyılda teknolojide yaşanan hızlı gelişmeyle, 20. yüzyılın en büyük keşiflerinden biri yapıldı ve hücrenin tüm detayları keşfedildi. Ortaya çıkan tablo ise bilim adamlarını hayrete düşürecek nitelikteydi. Hücrenin bugün bilinen en kompleks yapılardan biri olduğu anlaşıldı.

Hücre, aynı bir fabrika gibi farklı işlemlerin yapıldığı pek çok farklı bölümlere ve farklı görevleri olan elemanlara sahiptir. Bu bölümler; enerjiyi üreten santraller; yaşam için zorunlu olan enzim ve hormonları üreten fabrikalar; üretilecek bütün ürünlerle ilgili bilgilerin kayıtlı bulunduğu bir bilgi bankası; bir bölgeden diğerine hammaddeleri ve ürünleri nakleden kompleks taşıma sistemleri, boru hatları; dışarıdan gelen hammaddeleri işe yarayacak parçalara ayrıştıran gelişmiş laboratuvar ve rafineriler; hücrenin içine alınacak veya dışına gönderilecek malzemelerin giriş-çıkış kontrollerini yapan uzmanlaşmış hücre zarı proteinleridir. Bu sayılanlar hücredeki karmaşık yapının yalnızca bir bölümünü oluşturur.

Evrimci bir bilim adamı olan W. H. Thorpe, hücredeki bu muazzam yapıyı "Canlı hücrelerinin en basitinin sahip olduğu mekanizma bile, insanoğlunun şimdiye kadar yaptığı, hatta hayal ettiği bütün makinalardan çok daha komplekstir"22 şeklinde ifade etmektedir.

Hücredeki özelliklerin tesadüf kelimesini anlamsız hale getiren çok önemli bir yönü daha vardır. Daha önce üzerinde durduğumuz gibi hücredeki tüm işlemler DNA'da kodlu olan bilgiler doğrultusunda gerçekleştirilmektedir. Ve DNA'daki bu bilginin üstün bir yaratılışın ürünü olduğu apaçıktır. Ancak yalnızca DNA değil, hücredeki tüm organeller üstün bir yaratılışın ürünüdürler. Bu konuda Amerikalı bilim adamı John Morris'in aşağıdaki sözleri son derece açıklayıcıdır:

Tek hücreli bir organizma bile, bilim adamlarının anlayışlarının ötesinde, komplekstir. Tek başına kendi kopyasını oluşturabilir. Yaşamın tümü muhteşem kompleks genetik kodla çevrelenmiştir. Bu kod sadece tasarım ve düzen içermemekte aynı zamanda yazılı bilgi de içermektedir. Bu DNA kodu sadece doğru olarak yazılmamalı aynı zamanda hücrenin geri kalanı bunu okuyabilmeli ve talimatları takip etmelidir. Hücrede gerekli besini metabolize etmek ve özellikle çoğalmak için çok sayıda enzim reaksiyonu meydana gelir. Bununla ilgili kodun hayatın kökenini sağlaması gerekmektedir. Bunu kendi kendine nasıl yazabilir? Ve bütün bu organeller bunu okumayı ve itaat etmeyi nasıl öğrenebilmişlerdir?23 

Biyoloji profesörü Michael Denton ise Evolution: A Theory in Crisis (Evrim: Kriz İçinde bir Teori), isimli kitabında bu kompleksliği şöyle bir örnekle açıklamaktadır:

Moleküler biyoloji tarafından ortaya konan hayatın gerçek yönünü anlayabilmek için bir hücreyi çapı 20 kilometre olan, Londra veya New York gibi büyük bir şehrin büyüklüğüne ulaşana kadar milyonlarca kez büyütmeliyiz. Bunun sonucunda karşımıza eşsiz bir kompleksliğe ve mükemmel bir tasarıma sahip bir yapı çıkacaktır. Hücrenin yüzeyinde, sürekli olarak bazı maddelerin giriş ve çıkışına yarayan ve bir uzay gemisinin liman çıkışlarını andıran milyonlarca kapı görülür. Eğer bu kapılardan birinden içeriye girme imkanımız olsa kendimizi dünyanın en muhteşem teknolojisinin ve insanı hayrete düşüren bir kompleksliğin içinde buluruz... İnsan zekasının yapımı olan her ürünün çok üstündeki bu komplekslik bizim düşünme kapasitemizin çok üstündedir ve tesadüf kavramını tamamen ortadan kaldırmaktadır...24 
hücre, organel

1- Çekirdek
2- Kromozomlar
3- Mitokondri
4- Ribozomlar
5- Kloroplastlar
6- Kofullar
7- Endoplazmik Retikulum
8- Hücre Zarı

Yanda hücre içindeki adeta bir fabrikaya benzeyen kompleks yapıyı tanımlayan bir flema görülmektedir. Altta ise gerçek bir hücrenin çizim resmi görülmektedir. Her organeli özel bir tasarıma sahip olan böyle bir yapının tesadüfen oluşamayacağı açıktır.

DNA'nın Kompleks Yapısı

Bu iki resim evrim teorisinin hücrenin yapısı karşısında neden çıkmaza girdiğini açıklamaya yetmektedir.

Michael Denton'ın da ifade ettiği gibi "tesadüf kavramını tamamen ortadan kaldıran" bu eşsiz mekanizmanın rastlantıların bir eseri olduğunu düşünmenin altında yatan sebep acaba nedir? Bu kusursuzluğun eşsiz bir yaratılış delili olduğu bu kadar açıkken, evrimciler böyle bir masala nasıl inanabilmektedirler? İşte bu noktada karşımıza yine Darwinci büyünün etkisi çıkmaktadır. Kitabın başında belirttiğimiz adeta büyülenmiş olan adamın güneşli havanın yağmurlu olduğunu iddia etmesi gibi, evrime inananlar da hiçbir gerçekliği olmayan bir fikri, hücrenin tesadüfen meydana geldiğini iddia etmektedirler. Üstelik bu iddialarına tek bir delil bulamamalarına rağmen, saplantılarından vazgeçmemekte ve hiçbir zaman bulamayacakları bir delili arayarak yaşamlarını sürdürmektedirler. Hatta yaşamlarını bu konuya adamış bilim adamları ve araştırmacılar vardır. Bu insanların yaşamlarını tamamen hayal ürünü senaryoları doğrulama çabası içinde geçirmeleri, söz konusu büyünün etkisinden başka bir şey değildir.

 

Fosiller Evrim Sürecini Yalanlarken, Darwinistler Hala Bu Gerçeği Görmemekte Direniyorlar

Evrimcilerin en büyük sorunlarından biri, bir türün diğer türe nasıl dönüştüğünü açıklayamamalarıdır. Evrimciler mutasyonların ve doğal seleksiyonun bir canlıda küçük ve yavaş değişikliklere neden olduğunu ve bu değişikliklerin birikmeleri sonucunda bu canlı türünün bir başka türe dönüştüğünü iddia ederler. Onların bu iddialarına göre ise geçmişte bu küçük değişimlerin bazılarını üzerinde taşıyan canlılar yaşamış olmalıdır. Evrimciler bu canlılara "ara geçiş formu" ismini verirler. Sözgelimi, evrimciler balıkların, deniz yıldızları veya deniz solucanları gibi omurgasız deniz canlılarından evrimleştiğini iddia ederler. Öyle ise, bu iki farklı canlı grubu arasında kademeli bir evrim sağlayacak çok sayıda "ara geçiş formu" yaşamış olmalıdır. Yani hem balık özelliklerine sahip olan, hem de omurgasız canlı özellikleri taşıyan çok sayıda tür yaşamış olmalıdır. Ve eğer böyle canlılar yaşadılarsa bizim onların fosillerini bulmamız gerekir. Günümüzde, paleontolojik verilere baktığımızda, geçmişte yaşamış canlıların fosil kayıtlarının olağanüstü derecede zengin olduğunu görürüz. Ancak tüm bu zengin veriye rağmen evrimcilerin iddiasını doğrulayan tek bir tane bile ara geçiş formu fosili bulunmamıştır.

Bu konuyla ilgili yan sayfada verdiğimiz tabloyu incelemekte yarar vardır. Çünkü bu tablodan çıkan sonuçlar, evrimin geçersizliğini apaçık göstermektedir.

Siz arka sayfadaki gibi bir tabloya baktığınızda ne düşünürsünüz? Geçmişte omurgasızlar, balıklar, sürüngenler, kuşlar, memeliler yani bugün yeryüzünde gördüğünüz pek çok canlı yaşamıştır ve bunlara ait fosil kayıtları vardır. Ama bir de hiçbir fosil kaydı olmayan, geçmişte yaşadığına dair tek bir delil bulunmayan, hayali canlılar vardır. Bir insan karşınıza çıksa ve "Bu canlıların yaşadığına dair bir delil yok ama ben yaşamış olabileceklerini düşünüyorum, öyle olmasını istiyorum. Bu yüzden önce yaşadıklarını varsayalım, fosillerini (yani yaşadıklarına dair delilleri) sonra buluruz" dese ne düşünürsünüz? Elbette mantıklı bulmazsınız. Ama evrimciler tam 150 yıldır adeta bir "büyü" altındaymış gibi bu iddiayı sürdürmektedirler. Oysa bu canlılar aynen şu an sahip oldukları özelliklerle geçmişte de yaşamışlar ve bugüne kadar herhangi bir evrim süreci geçirmemişlerdir. Ama evrimcilerin iddia ettiği bir canlıdan diğerine evrimleşirken ortaya çıkmış olması gereken "ara tür" varlıklardan hiçbirine ait bir fosil kayda geçmemiştir. Ara geçiş formlarının olmaması demek ise, açıkça "evrim hiçbir zaman yaşanmadı" demektir.

CANLI GRUBU FOSİLİ
  YÜZBİNLERCESİ VAR
Omurgasız Canlılar deniz salyangozu, salyangoz fosili
deniz salyangozu fosili
deniz yıldızı, deniz yıldızı fosili
deniz yıldızı fosili
  YÜZBİNLERCESİ VAR
Balıklar balık, balık fosili
balık fosili
köpekbalığı,köpekbalığı fosil
köpekbalığı fosili
  YÜZBİNLERCESİ VAR
Sürüngenler  sürüngen, sürüngen fosili
sürüngen fosili
timsah, timsah fosili
timsah fosili
  YÜZBİNLERCESİ VAR
Kuşlar  kuş, kuş fosili
kuş fosili
  YÜZBİNLERCESİ VAR
Memeliler geyik kafatası, geyik fosili
geyik fosili
yarasa, yarasa fosili
yarasa fosili
  BİR TANE BİLE YOK
Yarı Omurgasız Yarı Balık yok, işaret
  BİR TANE BİLE YOK
Yarı Balık Yarı Sürüngen yok, işaret
  BİR TANE BİLE YOK
Yarı Sürüngen Yarı Memeli yok, işaret
  BİR TANE BİLE YOK
Yarı Sürüngen Yarı Kuş yok, işaret

Bu tabloyu gören bilimsel düşünce yapısına ve analiz yeteneğine sahip, akıl ve mantık sahibi bir insan, evrimin hiçbir zaman gerçekleşmediğini kolaylıkla anlar. Ancak evrimciler fosil kayıtlarının ortaya koyduğu bu bilimsel gerçeklere rağmen evrim sürecinin gerçekleştiği konusundaki ısrarlarını sürdürürler.

Oysa Darwin bile kendi döneminde fosil kayıtlarının teorisini desteklemediğinin farkındaydı. Fakat gelecek yıllarda fosil kayıtlarının daha zenginleşeceğini ve ara geçiş formlarının da bulunacağını umuyordu. Ancak günümüzde evrimcilerin böyle bir ümitleri kalmamıştır. Çünkü kendilerinin de itiraf ettiği gibi fosil kayıtları son derece zengindir ve bize hayatın tarihini göstermek için yeterlidir. Lund Üniversitesi'nden İsveçli evrimci botanikçi Prof N. Heribert Nilsson fosil kayıtları konusunda şunları söyler:

Evrimi, 40 yıldan fazla süren bir çaba ile kanıtlama teşebbüslerim sonunda başarısızlıkla sonuçlandı… Fosil materyali şu anda o kadar tamdır ki, yeni sınıflar oluşturmak mümkün olmuştur ve geçiş dizilerinin bulunmayışı, materyal eksikliği ile açıklanamaz durumdadır. (Fosil kayıtlarındaki) boşluklar gerçektir, asla tamamlanamayacaklardır.25 

Glasgow Üniversitesi'nden paleontolog Prof. T. Neville George ise fosil kayıtlarının son derece zengin olmasına rağmen, aranan ara geçiş formlarının hala bulunamadığını şöyle ifade etmiştir:

Fosil kayıtlarının (evrimsel) zayıflığını ortadan kaldıracak bir açıklama yapmak artık mümkün değildir. Çünkü elimizdeki fosil kayıtları son derece zengindir ve yeni keşiflerle yeni türlerin bulunması imkansız gözükmektedir... Her türlü keşfe rağmen fosil kayıtları hala (türler arası) boşluklardan oluşmaya devam etmektedir.26

Kimi evrimci bilim adamları, ara geçiş formlarının hiçbir dönemde var olmadıklarını çok iyi bilmelerine rağmen evrim teorisinden asla vazgeçmezler. Hatta vazgeçmek yerine çok daha farklı bir yöntem izleyip, sahtekarlığa başvururlar. Ortaya sürekli sahte deliller çıkarır, mevcut fosiller üzerinde oynamalar ve taraflı yorumlar yaparak "Darwinci büyüyü" bozmamaya büyük bir özen gösterirler.

Sürüngen Yumurtasından Kuş Çıktığına İnanan Evrimciler Bile Vardır

Yukarıda da söz edildiği gibi fosil kayıtları evrimin hiçbir zaman gerçekleşmediğini kesin olarak göstermiştir. Ancak bu durum da Darwinistlerin hızını kesmemiştir. Kimi evrimciler çıkış yolu olarak hayali ara geçiş formlarının varlığına inanmaya devam etmişlerdir. Bazıları ise en olmadık açıklamalarla evrimi savunma yoluna gitmişlerdir.

Evrimcilerin tarihe geçen en garip inançlarından biri "umulan canavar" (hopeful monster) teorisidir. Ara geçiş formlarının bulunmamasından dolayı çok büyük bir baskı altına giren bazı evrimciler, evrim için ara geçiş formlarına ihtiyaç olmadığını, çünkü değişimin yavaş yavaş ve kademe kademe değil, birdenbire olduğunu iddia etmeye başlamışlardır.

İşte bu, sizin gerçek Rabbiniz olan Allah'tır. Öyleyse Hak'tan sonra sapıklıktan başka ne var? Peki, nasıl hala çevriliyorsunuz? (Yunus Suresi, 32)


İlk olarak 1940'larda Otto Schindewolf isimli evrimci bilim adamı "ilk kuşun bir sürüngen yumurtasından çıktığını" iddia etmiştir. Ve böylece sürüngenden kuşa geçişin nasıl olduğunu kendince açıkladığını zannetmiştir. Bu mantıksız iddiaya göre böyle ani bir geçişin delili kalamayacağına göre, fosillerde delil arama sorunu da ortadan kalkmıştır. Böyle bir iddianın utanç verici olarak görülüp örtbas edilmesi gerekirken, bazı evrimciler daha sonraki yıllarda bu tuhaf iddiayı sahiplenmişler, hatta daha da geliştirmişlerdir. Çok tanınan evrimciler arasında sayılan Richard Goldschmidt "umulan canavar" olarak adlandırdığı makroevrimle, Schindewolf'un bu uç örneğini kabul ettiğini göstermiştir.27  "Umulan canavar teorisi" olarak adlandırılan bu akıl ve mantık dışı teoriye göre, bir gün bir sürüngenin bıraktığı yumurtadan kahverengi tüylü bir yaratık çıkmıştır. Ve bu yaratık, ilk "kuş"tur. Ama söz konusu evrimciler bu hikayeye herhangi bir bilimsel delil, mantıklı açıklama getirmemiş; sadece böyle olduğunu kabul etmişlerdir.

 umulan canavar, dinazor

Biz imkansız da olsa bu hikayenin ilk aşamasının gerçekleşmiş olduğunu farz ederek devam edelim. Tüm mantıksızlığına rağmen, bir gün bir sürüngen yumurtasından sebepsiz yere bir kuşun çıktığını kabul edelim. Böyle bir durumda bu kuşun yaşaması mümkün müdür? Çevresinde kendisini besleyebilecek, ihtiyaçlarını temin etmesini sağlayabilecek bir başka kuş yoktur. Ama biz yine herşeye rağmen bunun da gerçekleştiğini farz edelim ve şunu soralım; tesadüfen sürüngen yumurtasından çıkan bu kuş, tüm bir kuş neslinin atası olabilir mi? Bunun olabilmesi için hikayenin devamında öyle bir tesadüf daha gerçekleşmelidir ki, bu ilk kuş diğer bir sürüngen yumurtasından aniden sebepsiz olarak çıkan bir eş bulmalıdır kendine. Ancak bu şekilde çiftleşmesi ve yeni kuşlar oluşturması mümkün olur. Elbette bu satırlarda yer verdiğimiz hikayenin, çizgi filmlerde, çocuk masallarında gerçekleşen hayali olaylardan hiçbir farkı yoktur. Ve bu hayali olaylara inanmak da ciddi bir mantık bozukluğunun işaretidir.(Detaylı bilgi için bkz. Hayatın Gerçek Kökeni, Harun Yahya, Araştırma Yayıncılık, "Sıçramalı Evrim Teorisinin Geçersizliği" isimli bölüm)

Aslında bu mantık bozukluğu Charles Darwin'den günümüz evrimcilerine miras kalmıştır. Darwin de çok fazla suda yüzen ayıların zaman içinde balinalara dönüştüklerini iddia ederek deniz memelilerinin nasıl oluştukları sorununa kendince çok pratik bir çözüm getirmişti. Frank Sherwin "Roadblocks to Whale Evolution" isimli makalesinde bu konuyla ilgili şunları söylemektedir:

ayı, balina

Darwin, çok fazla suda yüzen ayıların zaman içinde balinalara dönüştüğünü iddia edecek kadar bilimsellikten uzak bir insandı.

Gerçekten de, böyle ilginç hikayelerin biyolojiye girmesinden sonra türlerin kökeni hakkında araştırma yapan kimse garip anlatımlarla karşılaşabilir. Bu tarz, en ünlü hikayelerden birisi de kara memelilerinin eski denizlere nasıl girdiği ve balina olduğudur. Bu fikir ilk kez Darwin'in kitabı olan Türlerin Kökeni'nin ilk baskısında çıkmıştı. Doğa bilimci (Darwin) şöyle diyordu: "Ayı ırkının doğal seleksiyon yoluyla, suyla ilgili daha fazla alışkanlıklar geliştirmesinde, ağzının gittikçe gelişmesi, ve sonunda yaratığın ağzının kocaman bir balina ağzı olmasında bir zorluk görmüyorum."… Bu durum daha sonraki evrimciler tarafından da durdurulmadı. Mesela Sir Gavin de Beer, ilk balinalarla ilgili şöyle yazıyordu: "… Sahip oldukları dişler onların büyük hayvanları yakalamalarına imkan tanıyordu. Bazıları da balıkla avlanmaya devam etti ve dişleri hızla evrimleşerek azaldı. Sonunda balinaların yediği kalabalık sayıdaki karidesler de hızla evrimleşmeye başladı.28

Schindewolf ve Goldschmidt ile Darwin'in arasındaki tek fark, bir yumurtadan başka bir türün aniden çıktığını söylerken, diğerinin suya girip çıkan ayının yavaş yavaş balinaya dönüştüğünü iddia etmesidir. Arada 150 yıl kadar bir fark olmasına rağmen bilgi ve mantık konusunda hiçbir değişiklik ve ilerleme olmamıştır.

Sizce bu teorilerin bilimle bir ilgisi olabilir mi? Yoksa bunlar Yunan mitolojisi veya Andersen masallarından birer alıntı mıdır? Evrimciler açısından asıl endişe verici olan ise, birçok evrimci "bilim adamı"nın bu masallara gönülden inanıyor olması ve bu masalların evrimsel sorunlara bir çözüm getirdiğini sanmalarıdır. Darwinci büyünün ne kadar etkili olduğunu anlamak açısından bu örnekler son derece açıklayıcıdır.

 

Bazı Önde Gelen Evrimciler En Son Çareyi Uzaylılarda Bulmuşlardır

Bazı evrimci bilim adamları canlılığın kendi kendine oluşamayacağını gördüklerinden, yeni bazı senaryolar üreterek evrimden vazgeçmemek için çırpınmaya devam etmişlerdir. Bu, aslında Darwinist büyünün evrimci bilim adamları üzerindeki en belirgin etkilerinden biridir. Evrimci bilim adamları; eğer bir iddia evrim teorisinin sıkıştığı bir noktaya mantıksız da olsa herhangi bir açıklama getiriyorsa, ona kolaylıkla inanabilirler. Ama yaratılışı ispatlayan en kesin ve en açık delilleri dahi kesinlikle ve büyük bir kararlılıkla reddederler. Bu etki, gerçek bir büyüden farksızdır.

Bu büyünün bir insan üzerinde ne kadar zararlı etkilerinin olabileceğini daha iyi görebilmek açısından şöyle bir örnek verelim: Francis Crick, 1950'li yıllarda DNA'nın yapısını keşfeden iki bilim adamından biridir. Bu, şüphesiz bilim tarihi için çok önemli bir buluştur; çok uzun araştırmalar, büyük bir bilgi birikimi ve yetenek gerektirmektedir. Nitekim bu bilim adamı yaptığı araştırmalardan dolayı Nobel Ödülü de kazanmıştır.

Francis Crick, hücre ile ilgili çalışmaları sırasında hücrenin yapısına, içindeki çarpıcı yapıya hayran kalmıştır. Nitekim koyu bir evrimci olmasına rağmen, DNA'nın mucizevi yapısına şahit olduktan sonra yazdığı eserinde bilimsel bir gerçeği şöyle ifade etmiştir:

Bugün sahip olduğumuz bilgiler ışığında, dürüst bir adamın yapabileceği tek yorum hayatın bir mucize eseri olarak ortaya çıktığıdır.29 

Evrime ve dolayısıyla hayatın sözde tesadüfler sonucu oluştuğuna inanan Crick, hücredeki detayları görünce, yukarıdaki sözleri söylemiş ve hücrenin varoluşunu tesadüflerle açıklamanın mümkün olmadığını, bunun ancak bir mucize olabileceğini belirtmiştir. Oysa evrimciler, tesadüf dışında bir açıklamaya inanmazlar, çünkü bu onların Allah'ın varlığını kabul etmelerini gerektirir. Ama hücredeki mükemmelliği ve kusursuzluğu yakından görmek Crick'i o kadar etkilemiştir ki, ideolojisine ters olmasına rağmen bunu itiraf etmek zorunda kalmıştır. Ancak Crick, Allah'ın varlığını kabul edemeyeceğini, bu nedenle üstün bir akıl gerektiren ve tesadüflerle açıklanamayan bu sürecin "uzaylılar" tarafından yaratıldığını iddia etmiştir. Crick'e göre uzaylılar dünyaya ilk DNA'yı getirerek hayatı başlatmışlardır!

Aslında bu garip iddia, ilk olarak 1908 yılında İsveçli kimyacı Svante Arrhenius tarafından ortaya atılmıştı ve Arrhenius, hayatın tohumlarının başka bir gezegenden radyasyonun yarattığı basınç yoluyla dünyaya gelmiş olabileceğini söylemişti. Bu iddia bilimsel bulunmamasına ve pek itibar görmemesine rağmen, Francis Crick tarafından çok inandırıcı bulundu. Crick, 1981 yılında yayınladığı Life Itself (Yaşamın Temeli) isimli kitabında, başka bir güneş sisteminde yaşayan canlıların, diğer hayat olmayan gezegenlerde de hayatı başlatmak için canlılık için gereken tohumları bu gezegenlere bıraktıklarını ve onların bu "yardımseverlikleri" sayesinde dünyada hayatın başladığını söylemiştir.

Dikkat edilirse, evrimcilerin hayatın kökenine karşı "açıklama" olarak öne sürdükleri bu iddia aslında hiçbir şey açıklamamaktadır. Çünkü "İlk canlılık nasıl ortaya çıktı?" sorusu, bu senaryo içinde de cevapsızdır. Crick gibi evrimciler "Canlılığı kim oluşturdu?" sorusuna "uzaylılar" diye cevap vererek, "O halde uzaylılar nasıl ortaya çıktı" sorusuna yol açmış olurlar. Bu soru evrimci mantıkla hiçbir şekilde çözülemez. Sorunun tek cevabı, tüm hayatı yaratan, ancak kendisi yaratılmamış olan ve sonsuzdan beri var olan tek bir Yaratıcı'nın varlığını kabul etmektir. Yani tek gerçek cevap, canlılığı Allah'ın yarattığı cevabıdır.

uzaylı, francis crick

Darwinizm'in karanlık büyüsü Francis Crick'i öylesine etkilemiştir ki, Crick Allah'ın varlığını kabul etmektense uzaylıların dünyaya getirdikleri ilk DNA ile hayatın başladığına inanmayı tercih etmekteydi.

Francis Crick gibi ünlü bilim adamlarının sadece bilim kurgu filmlerinde rastlayacağımız türden bir "uzaylılar" hikayesine nasıl inanabildiğini düşünüyor olabilirsiniz. Ancak Crick'in bu saçma iddiası bile, diğer bir evrimci tezin yanında son derece "tutarlı" kalmaktadır. Bu iddiaya göre, 3.7 milyon yıl önce dünya üzerinde ortaya çıkan ilk canlı hücre, bazı biyoloji mühendisleri tarafından üretilmiştir!

Peki ama nasıl? İşte bu soruya verilen cevap, çok ilginç bir cevaptır. Bu akıl dışı tezi savunan evrimciler, ilk hücrenin, bir uzay gemisine atlayıp zamanda yolculuk yapan geleceğin insanları tarafından tasarlandığını savunmaktadırlar.30 

Bunun çok açık bir mantıksal çelişki olduğunu görmek için fazla zeki olmaya gerek yoktur elbette. Çünkü kendi atalarını "üretecek" olan bir insan neslinin nasıl ortaya çıkacağı sorusunun bir cevabı yoktur. Öne sürülen bu tezin saçmalığı o kadar açıktır ki, insan bunun evrimciler tarafından nasıl olup da dile getirilebildiğine şaşmaktadır.

Materyalistlerin içine düştükleri çelişkiler onlar için kaçınılmazdır. Çünkü bu insanların bir kısmı, açıkça gördükleri halde gerçeği gizlemeye çalışmaktadırlar. Allah, materyalist inanışa sahip olan kimi insanların içine düştükleri bu durumu şöyle açıklamaktadır:

 

'Özen içinde yollar ve yörüngelerle donatılmış' göğe andolsun; siz, gerçekten birbirini tutmaz bir söz (çelişkili ve aykırı görüşler) içindesiniz. Ondan çevrilen çevrilir, kahrolsun, o 'zan ve tahminle yalan söyleyenler'; ki onlar, 'bilgisizliğin kuşatması' içinde habersizdirler. (Zariyat Suresi, 7-11)

Bu kişiler, kitabın başında söz ettiğimiz "büyülenmiş" adam gibi hareket etmektedirler. O adam hava günlük güneşlik olduğu halde, içinde bulunduğu büyünün etkisiyle gökyüzünün bulutlu olduğunu ve hatta yağmur yağdığını iddia etmekteydi. Bu kişiler de apaçık yaratılış gerçeğini kabul etmemek için, ellerinde hiçbir bilimsel ve mantıksal delil bulunmamasına rağmen, hayali uzaylılardan veya zamanda yolculuk yapan bilim kurgu kahramanlarından medet ummaktadırlar.

Koşarken Bir Anda Uçmaya Başlayan Dinozorların Hikayesine İnanan Profesörler

dinazor, sinek

Hayal gücü geniş evrimciler, kuşların ilk olarak ortaya nasıl çıktıkları sorusunun cevabını verebilmek için, sürüngenleri ağaç tepelerine çıkartıp daldan dala atlatarak uçurmak zorunda kalmışlardır. Bu konudaki ikinci alternatifleri ise sinek kovalarken kanatları çıkan hayali dinozorlar olmuştur.

Evrimciler her canlı türünün nasıl oluştuğuna bir açıklama getirmek zorundadırlar. Ama hiçbir konuda akılcı, mantıklı ve bilimsel bir cevap ortaya koyamazlar. Cevaplamakta en çok zorlandıkları konulardan biri ise, dinozorların nasıl olup da bir gün uçabildikleri sorusudur. Evrim senaryolarına göre pullu ve soğukkanlı dinozorlar bir gün nasıl olduysa kanat sahibi olmuş ve uçmaya başlamışlardır. Ve böylece kuşlar meydana gelmiştir. Bu olayın nasıl gerçekleştiğini açıklamak ise elbette ki hayalgücü en geniş olan evrimcilere kalmıştır. Belki de bugüne kadar gözünüzde büyüttüğünüz, çok zeki, çok bilgili ve erişilmez gördüğünüz, ciddi görünümlü bazı bilim adamlarının mantık örgülerini daha iyi anlayabilmek için dinozorların uçuşuyla ilgili nasıl senaryolar yazdıklarını görmek faydalı olacaktır.

Dinozorların nasıl uçtukları konusunda, iki tane evrimci teori mevcuttur. Bunlardan biri "arboreal teori" diğeri ise "cursorial teori"dir. Arboreal teoriye göre kuşların ataları, ağaçlarda yaşayan sürüngenlerdir ve bunlar zamanla daldan dala atlayarak "kanatlanmışlardır". Cursorial teoriye göre ise karada sinek kovalarken ön ayaklarını açıp kapatan dinozorların ön ayakları bu hareketlerinin sonucunda kanatlara dönüşmüş ve dinozorlar "havalanmışlardır". Bu teorinin sahibi Yale Üniversitesi Jeoloji Kürsüsü profesörü olan John Ostrom isimli bir evrimcidir.

Bu tür geçişler ancak çizgi filmlerde veya masallarda olur diye düşünebilirsiniz. Ancak branşlarında derece almış, profesör ünvanına sahip, son derece zeki insanların bu tür iddialarla ortaya çıkmaları gerçekten şaşırtıcıdır. Bu kişilerin mantık bozukluğunu şöyle bir örnekle daha da netleştirebiliriz: Henüz bilimsel gelişmenin yaşanmadığı bir dönemde insanların bir bölümü koyunların bir bitkiden büyüyerek meydana geldiğine inanıyorlardı. Kuşkusuz bugün bunun batıl bir inançtan başka bir şey olmadığı kesinlik kazanmıştır. Ancak bugün bir canlının daldan dala atlarken veya koşarken kanatlandığını iddia edebilmek de en az bunun kadar batıl bir inançtır.

dinazor, sinek

Ayrıca cursorial teori ile ilgili olarak çok önemli bir detayı daha hatırlatmakta fayda vardır: Bu teoriye göre bir dinozor sinek kovalarken uçmaya başlamıştır. Peki o halde kusursuz bir uçuş yeteneğine sahip olan sinek nasıl meydana gelmiştir? Eğer uçuşun kökeni dinozorların sinek kovalamasıysa, sineklerin kökeni nedir? İşte evrimciler bu sorular karşısında kesinlikle suskun kalırlar. Bugün hangi evrimci bilim adamına sorarsanız sorun saniyede 500-1000 kez kanatlarını çırparak, istediği yönde ani manevralar yaparak uçabilen bir sineğin nasıl tesadüfen oluştuğunu açıklamaktan kaçınır. Çünkü bu konuda yapabileceği bir açıklama yoktur. Peki küçücük bir sineğe dahi açıklama getiremeyen bir teorinin, sineğe göre daha büyük boyutlardaki hayvanları uçurmaya çalışmasının ve bunun için masalsı senaryolar kullanmasının açıklaması ne olabilir? Kuşkusuz bu noktada karşımıza çıkan gerçek yine bu insanlar üzerinde etki eden ve onları inanılmaz şeylere inandıran "Darwinci büyü"dür.

Memelilerde Süt Oluşmasını Ter Bezlerinin Gelişmesiyle Açıklamaya Çalışırlar

Evrimci senaryo başta da belirttiğimiz gibi son derece farklı canlıların tesadüflerle birbirlerine dönüştükleri iddiasındadır. Örneğin evrimcilere göre sürüngenler kuşların ve memelilerin atasıdırlar.

Sadece bu iki resim bile sürüngenlerle memeliler arasındaki farklılıkların, dolayısıyla sürüngenlerin memelilere dönüşmesinin imkansızlığının anlaşılması için yeterlidir.

 

Oysa sürüngenlerin;

  1. Vücutları pullarla kaplıdır,
  2. Soğukkanlıdırlar,
  3. Yumurtlayarak çoğalırlar.

Memelilerin ise,

  1. Vücutları tüylüdür,
  2. Sıcakkanlıdırlar,
  3. Doğurarak çoğalırlar.

Kısacası, memeliler ile sürüngeler arasında kapatılması mümkün olmayan çok büyük yapısal uçurumlar vardır. Bu farklılıklardan biri de memelilerin sütleridir. Bir sürüngenin bir memeliye dönüştüğünü iddia edebilmek için (asla mümkün olmasa da), bu canlının soyunu sürdürebilmesi için birden süt salgılamaya başlamasına da bir açıklama getirmek gerekir. Bir sürüngenin nasıl olup da bir anda süt salgılamaya başladığını bakın bir evrimci nasıl bir "masal" ile açıklamaya çalışıyor:

Soğuk bölgelerde yaşayan bazı sürüngenler, vücutlarını ısıtacak bir yöntem geliştirdiler... Pulları giderek daha sivri hale geldi ve sonunda tüylere evrimleşti. Bu arada gerçekleşen bir diğer adaptasyon ise terlemenin gelişmesi oldu; bu, canlıya gerektiğinde suyun buharlaşması sayesinde vücudunu soğutma imkanı veriyordu. Bu arada beklenmedik bir biçimde, bazı yavrular beslenmek için annelerinin vücudunda oluşan teri yalamaya başladılar. Bazı ter bezleri bu nedenle giderek daha zengin bir salgı salgılamaya başladılar ve bu salgı sonunda süt haline dönüştü. Bu sayede bu ilk memelilerin yavruları hayata daha iyi bir başlangıç yaptılar.31

Bir canlının, annesinin vücudundaki teri "yalayarak" ortaya süt gibi son derece iyi hesaplanmış, besleyici değeri çok iyi ayarlanmış bir besini çıkarması, ancak Ortaçağ bilim anlayışı içinde veya masallarda yeri olabilecek bir safsatadır. Kaldı ki, son derece kompleks bir mekanizma olan ve vücut ısısının sabit tutulması için mutlak ihtiyaç duyulan terleme mekanizmasının, sürüngenlerde hiç yok iken memelilerde nasıl ortaya çıktığı dahi evrimci mantıklarla açıklanamamaktadır.

Evrimci kaynaklarda sık sık yer alan bu ve benzeri hikayeler, evrim teorisinin bilimden ne denli uzak bir teori olduğunun göstergesidir. Ancak burada yine üzerinde düşünülmesi gereken konu, bir bilim adamının buna nasıl inanabiliyor olduğudur. Anlaşılan odur ki, Objections Sustained isimli kitabında Philip Johnson'ın belirttiği gibi, "Darwinciler için bir şeyin olduğunu hayal edebilmek, o şeyin gerçekleştiğine emin olmaları için yeterlidir."32

Göz Gibi Karmaşık Yapıların Tesadüf Sonucu Aşama Aşama Oluştuğunu Sanmaları

Evrimciler, bütün canlı varlıkların tüm organları ile birlikte yavaş yavaş ve kademe kademe ilerleyen bir evrim süreci içinde meydana geldiklerini iddia ederler. Ancak insan vücudundaki herhangi bir organın işlevleri ve yapısı gözönünde bulundurulduğunda, üstün bir akıl ile yaratılmış olduğu açıkça görülebilir. Evrimciler ise, en karmaşık organların bile tesadüfen oluştuğunu ileri sürerler. Evrimcilerin bu konudaki mantık bozukluklarını görmek açısından gözün oluşumu ile ilgili iddialarına yer vereceğiz.

Göz, insan vücudundaki en karmaşık ve kusursuz yapıya sahip organlardan biridir. Birbiri ile içiçe geçmiş, biri olmazsa diğerleri işe yaramayacak yaklaşık 40 ayrı parçadan oluşur. Bu yapısı ile göz, "indirgenemez komplekslik" denen özelliğe sahiptir. Yani gözü daha basite indirgeyemezseniz; çünkü 40 parçadan biri olmadığında göz işlevini yerine getiremez.

Şimdi böylesine karmaşık bir organ olan gözün "tesadüfen" ortaya çıkmış olup-olamayacağını düşünelim:

göz, gözün parçaları

Gözün Kusursuz ve Kompleks Yapısı

Yukarıdaki şemada gözü meydana getiren yaklaşık 40 parça görülmektedir. Evrimciler gözün bu kusursuz ve kompleks yapısının tesadüfen oluştuğunu iddia edecek kadar derin bir büyünün etkisi altındadırlar.
  • Evrime göre göz oluşumundan önceki canlılar, doğal olarak "gözsüz", yani göremeyen, görme kavramına sahip olmayan canlılardı. Böyle bir canlı nasıl bir süreç sonucu göze kavuşmuş olabilir?
  • Bu canlı, "görmek" diye bir kavramı bile tanımamaktadır ki, kendi kendine bir göz oluşturmayı denesin?
  • Bu canlının böyle bir "talebi" olsa bile, kendi vücudunda kendi kendine bir göz oluşturamayacağı ortadadır.
  • Peki gözü olmayan bir canlıda nasıl olur da bir göz oluşabilir, bunun için hangi aşamaların tesadüfen arka arkaya sıralanması gerekir, bakalım:
  • Önce tesadüfen kafatasının içinde göze uygun iki boşluk oluşmuş olabilir mi?
  • Sonra yine tesadüfen bu boşlukların içinde içi ışığı geçiren bir sıvıyla dolu iki küre oluşmuş olabilir mi?
  • Daha sonra, bu sıvıların ön tarafında yine tesadüfen ışığın kırılmasını sağlayan ve ışığı gözün arka duvarında odaklayan iki mercek oluşmuş olabilir mi?
  • Daha sonra yine tesadüfen, gözün etrafa bakabilmesi için göz kasları "kendi kendine" oluşmuş olabilir mi?
  • Daha sonra, yine tesadüfen, gözün arka duvarında, ışığı algılayabilecek retina tabakası oluşmuş olabilir mi?
  • Daha sonra yine tesadüfen, gözü beyne bağlayacak sinirler kendi kendilerine, durup dururken var olmuş olabilirler mi?
  • Daha sonra yine tesadüfen, gözün kurumamasını sağlayacak gözyaşı bezleri oluşmuş olabilir mi?
  • Daha sonra yine tesadüfen, gözü toz ve benzeri yabancı maddelerden koruyacak iki göz kapağı ve kirpik oluşmuş olabilir mi?

Elbette bunların hiçbiri tesadüfen gerçekleşemez. Üstelik evrimci iddiaya göre buraya kadar genel olarak saydığımız aşamaların hepsinin aynı canlıda, arka arkaya meydana gelmiş olması gerekir. Çünkü evrimcilerin kabulüne göre, vücut içinde çalışmayan organlar körelirler. Buna göre, eğer gözün herhangi bir parçası "tesadüfen" oluşmuş olsa bile -ki bu imkansızdır- bu parça bir işe yaramadığı için yok olup giderdi. Çünkü gözün görebilmesi için, bütün parçaların tam olarak var ve çalışır olması şarttır.

Tüm bunlar, gözün asla tesadüfle açıklanamayacak kadar kusursuz bir yaratılışın ürünü olduğunun göstergeleridir. Var olan ilk göz, tam ve eksiksiz biçimde var olmuş, yani yaratılmıştır. Ancak evrimciler bu açık gerçeği görmelerine rağmen, gözü ve göz gibi sayısız karmaşık organı görmezlikten gelerek, evrimin gerçekleştiğine ve bu kusursuz organların tesadüfen meydana geldiğine inanırlar.

Onların bu inancı yolda son derece gelişmiş bir kamera bulup, bu kameranın yoldaki taşın, toprağın, yağmur sularının, camların rastlantılar sonucunda biraraya gelmeleriyle kendi kendine oluştuğunu iddia etmeye benzer. Kamera, sahip olduğu tüm teknik özellikleri ile bir akıl ürünü olduğu son derece açık olan bir alettir. Göz ise bir kameradan çok daha üstün özelliklere sahiptir. Öyle ise kameranın bir aklın ürünü olduğunu açıkça gören bir insan, nasıl kameradan çok daha üstün niteliklere sahip gözün tesadüfen oluştuğunu iddia edebilmektedir?

Elbette bu iddia açıkça görüldüğü gibi çok büyük bir "saçmalıktır". Nitekim Charles Darwin dahi bu saçmalığı fark edebilmiş ve şöyle demiştir:

Gözün odağını farklı uzaklıklara uydurması, içeri bırakılacak ışık tutarını ayarlaması, küresel ve renksel sapmayı (aberration) düzeltmesi gibi eşsiz düzenlenişlerinin tümünün Doğal Seçme ile oluşabildiğini düşünmenin en ileri derecede saçmalamak olduğunu açık yürekle itiraf ederim…"33

İşte Darwin'in de itiraf ettiği gibi, doğal seleksiyonun yeni bir tür oluşturabildiğine inanmak "en ileri derecede saçmalamak"tır.

 

Maymunların Konuşabilen, Düşünebilen, Karar Verebilen İnsanlara Dönüşebildiklerini Sanırlar

Evrimcilerin en akıl dışı iddialarından biri ise maymun gibi akla, iradeye, muhakeme ve yargı yeteneğine sahip olmayan, konuşamayan, düşünemeyen bir hayvanın tesadüfler sonucunda insan gibi bir varlığa dönüştüğüne inanmalarıdır.

Acaba doğadaki hangi bilinçsiz mekanizma bir hayvana düşünme yeteneği verebilir?

Hangi mekanizma bir insanın medeniyetler oluşturabileceği yetenekleri, aklı ve bilgiyi ona kazandırabilir?

Doğadaki hangi varlık bir hayvana sanat şaheseri tablolar yapmayı, son derece ihtişamlı mimari eserler meydana getirmeyi, renkleri, biçimleri, perspektifi, gölgeleri, ışığı en göz alıcı şekilde kullanmayı öğretebilir?

Doğadaki hangi mekanizma bir hayvanı ampulü, atomun yapısını, yerçekimi kanununu, hücrenin yapısını keşfedebilecek bir zekaya eriştirebilir?

Veya kim bir maymunu elektron mikroskobunu, televizyonu, bilgisayarı icat edebilecek kadar üstün yeteneklerle donatabilir?

Doğada bir maymuna gördükleri üzerinde düşünüp sonuç çıkarmayı, akılcı çözümler üretmeyi, sevinmeyi, üzülmeyi, nezaketli davranmayı, şevk ve heyecan duymayı, kısacası ruhun özelliklerini verebilecek bir güç var mıdır?

maymun, şehir

Düşünme, karar verme, akletme gibi yeteneklerden yoksun olarak yaratılmış olan maymunların zaman içinde -herhangi bir etki sonucunda- teknolojiyi meydana getirebilecek kadar üstün meziyetler kazanabileceğini düşünmek kesinlikle mantık dışıdır.

Elbette ki bunların hiçbirine bir maymun sahip olamaz ve hiçbir varlık, doğada bulunan varlıkların tamamı biraraya gelse dahi, bir maymuna veya herhangi bir hayvana bu özellikleri kazandıramaz. Evrimci paleoantropolog Elaine Morgan, evrim teorisinin üstteki sorular karşısında içine düştüğü durum hakkında şu itirafta bulunur: İnsanlarla (insanın evrimiyle) ilgili en önemli dört sır şunlardır:

  1. Neden iki ayak üzerinde yürürler?
  2. Neden vücutlarındaki yoğun kılları kaybettiler?
  3. Neden bu denli büyük beyinler geliştirdiler?
  4. Neden konuşmayı öğrendiler?

Bu sorulara verilecek standart cevaplar şöyledir:
 

  1. Henüz bilmiyoruz.
  2. Henüz bilmiyoruz.
  3. Henüz bilmiyoruz.
  4. Henüz bilmiyoruz.

Sorular çok daha artırılabilir, ama cevapların tekdüzeliği hiç değişmeyecektir.34 

Evrimciler tüm soruları cevapsız bırakmaktadırlar, çünkü insan gibi üstün bir canlının bir "tesadüf ürünü" gibi gösterilemeyeceğini onlar da bilmektedirler. İsterse dünyanın yaşı katrilyonlarca sene olsun, yine de hiçbir tesadüf insan ruhunu yaratamaz. Çünkü insan ruhunu yaratan, yerin, göğün ve ikisinin arasında bulunan herşeyin Rabbi olan Allah'tır. Bu gerçeğin dışında herhangi bir varsayıma inanmak en büyük akılsızlıklardan biridir. Sadece insan ruhunu düşünmek dahi evrimcilerin tesadüf masalının ne derece büyük bir yanılgı ve akılsızlık olduğunu açıkça göstermektedir. ("İnsanın Evrimi Masalı" ile ilgili daha detaylı bilgiyi Harun Yahya'nın Evrim Aldatmacası ve Hayatın Gerçek Kökeni isimli kitaplarında bulabilirsiniz.)

 

Evrimcilerin İçinde Bulundukları Durum

Buraya kadar anlatılan konulardan da görüleceği gibi evrimciler normal bir zekaya ve sıradan bir bilgiye sahip insanların dahi kesinlikle inanmayacakları kadar saçma, akıl ve mantık dışı, aynı zamanda da bilime aykırı şeylere körü körüne inanabilmektedirler.

Bir insanın bu derece tuhaf ve akıl almaz iddialara inanabilmesinin altında iki neden yatıyor olabilir. Bunlardan birincisi bilgisizliktir. Gerçekten de konu hakkında pek bir bilgisi olmayan ve bu konular üzerinde hiç düşünmemiş biri, evrimle ilgili bilgilerle karşılaştığında inceleme ve araştırma yapmadan bunları kabul edebilir, karşısına çıkan bilimsellik kisvesine ilk anda kanabilir. Ancak bu insanlara gerçekler anlatıldığında ve bu konu üzerinde düşünmeleri sağlandığında evrimin ne denli saçma ve imkansız bir teori olduğunu kolaylıkla görürler. Hatta bunun için evrimi çürüten küçük bir cep kitapçığı veya 2-3 saatlik bir konferans yeterli olabilmektedir. Çünkü evrimin bir safsata olduğu çok açık bir gerçektir ve normal bir zekaya sahip her insan bunu kolaylıkla görüp anlayabilir. Dolayısıyla cehalet çok kolay giderilebilecek bir eksikliktir.

Nitekim ülkemizde birkaç yıllık bir çalışma sonucunda evrim hakkındaki bilgisizlik ortadan büyük bir hızla kaldırılmış, sağduyu sahibi halkımız, evrim teorisinin gerçek yüzünü görmüştür. Hatta öyle ki bugün ülkemizin herhangi bir ilindeki veya ilçesindeki bir ilkokul çocuğu bile evrimi çürütecek delilleri sayabilir, evrimin ne kadar saçma bir teori olduğunu anlatabilir.

"Evrime neden inanıyorlar?" sorusuna verilebilecek ikinci cevap ise bilgisizlikten çok daha farklıdır. Bu sınıflamaya giren insanlar genel olarak son derece kültürlü, hatta biyoloji, paleontoloji, mikrobiyoloji gibi evrimle ilgili konularda uzman kişilerden oluşur. Bu kategorideki insanlara istediğiniz kadar evrimi çürüten bilimsel delilleri bütün açıklığı ile gösterin, istediğiniz örneği vererek mantıksızlıkları gözlerinin önüne serin, onlar yine de evrim inancını terk etmemekte kararlıdırlar. Aynı giriş bölümünde örneğini verdiğimiz, gökyüzündeki bulutların bir pamuk yığınından ibaret olduğunu iddia eden adam gibidirler. Örneğin siz onlara evrime delil olarak gösterdikleri bir fosilin aslında evrime delil olamayacağını bilimsel yollarla açıklar ve kanıtlarsınız. Ancak onlar sizi hiç duymamış gibi, o çürütülmüş delili evrimin en önemli ispatı olarak size tekrar tekrar göstermeye devam ederler.

darwinism, formula

 

Darwinizm'in temel iddiası tamamen bilim dışıdır ve bu iddiadaki mantık sefaleti, ilkokul çağındaki çocukların dahi anlayabileceği kadar açıktır. Sözde ilkel dünya ortamı nda, çamurlu bir su birikintisinin içinde, nasıl olduğu asla açıklanamayan bir şekilde ilk hücre meydana gelmiş, daha sonra tesadüfler bu hücreden hayvanları, bitkileri, insanları ve medeniyetleri meydana getirmiştir. Yani tüm insanlık ve medeniyet, bütün bitki ve hayvan alemi, sözde, bol miktarda çamur, uzun zaman ve bol bol tesadüfün eseridir. "Tesadüfler, bir bataklığın içinden medeniyetleri meydana getirdi", gibi bir hikayeye inanabilmek için ya akıl zayıflığı içinde olmak ya da kavrama ve düşünme yeteneğinden tamamen yoksun olmak gerekir. Düşünebilen ve düşündüklerinden sonuç çıkarabilen bir insanın böyle bir durumu kabul etmesi ve Darwinistlerin yanılgılarına kapılması mümkün değildir. Darwinistlerin, "bataklığın içinden çıkan canlılık" senaryosu artık insanları aldatamamakta, akıl sahibi, düşünebilen her insan evrim teorisinin saçmalığı nı hemen görebilmektedir.


Bu insanların anlatılanları kavrayabilecek zeka düzeyleri ve yeterli bilgileri vardır. O halde hala nasıl bu iddiayı sürdürebilmektedirler sorusunun cevabı olarak geriye bir tek alternatif kalır; o da, içinde bulundukları büyüden çıkmak istememeleridir. Darwinistlerin kendilerine ve diğer insanlara bu derece yoğun bir telkini sürdürmelerinin nedeni, daha önce de belirttiğimiz gibi Allah'ın varlığını inkardaki direnişleridir. Elbette onlar da evrimin gerçek olamayacağını bilmektedirler. Ancak evrimi inkar etmeleri, Allah'ın varlığını kabul etmeleri demektir. Bu nedenle büyünün dozunu hiç düşürmemeye ve gerçekleri görmemeye büyük bir özen gösterirler.

Allah gerçekleri görmekten kaçınan, ve bu yüzden gerçekleri kavrayamayan bu insanların durumunu Kuran'da şöyle bildirir:

...Kalpleri vardır bununla kavrayıp-anlamazlar, gözleri vardır bununla görmezler, kulakları vardır bununla işitmezler... (Araf Suresi, 179)

Eğer onları doğru yola çağırırsanız işitmezler. Onları sana bakar (gibi) görürsün, oysa onlar görmezler bile. (Araf Suresi, 198)

Darwinistlerin bugün yapmaya çalıştıkları şey, batılı ayakta tutabilmek için hakkı reddetmek, gizlemek veya göz ardı etmektir. Ama bu yanlış bir yoldur; bu şekilde kendilerini hem aldatmış, hem de küçük düşürmüş olurlar. Allah'ın Kuran'da, bildirdiği ayetten Darwinistler de ders almalıdırlar:

Hakkı batıl ile örtmeyin ve hakkı gizlemeyin. (Kaldı ki) siz (gerçeği) biliyorsunuz. (Bakara Suresi, 42)

Gerçeği gördükten sonra direnmemek ve doğru olana yönelmek doğru bir harekettir. Bir insan şimdiye kadar bilgi eksikliğinden ya da kendisine yapılan telkinlerden dolayı evrim yalanına inanmış olabilir. Ama eğer samimi bir insansa, bir aldatmacanın peşinden giderek dünyada ve ahirette küçük düşeceğine, doğruyu araştırıp bulmalı ve ona uymalıdır. Unutulmamalıdır ki samimiyet ve dürüstlük dünyada da ahirette de güzel bir karşılık görecektir.

DİPNOTLAR

22.92 W. R. Bird, The Origin of Species Revisited., Nashville: Thomas Nelson Co., 1991, ss. 298-99.

23.Jhonm D. Morris, "Natural Selection Versus Supernatural Design" Institute For Creation Research, "Vital Articles on Science/Creation", Ocak 1993, Impact No.223

24.Michael Denton, Evolution: A Theory in Crisis, London: Burnett Books, 1985, s. 242

25.The Earth Before Man, s. 51

26.T. Neville George, "Fossils in Evolutionary Perspective", Science Progress, cilt 48, Ocak 1960, s. 1- 3

27.Steven M. Stanley, Macroevolution: Pattern and Process, (1979), s. 159

28.Frank Sherwin, "Scientific Roadblocks to Whale Evolution", Institute for Creation Research, "Vital Articles on Science/Creation", Ekim 1998, Impact No:304

29.Francis Crick, Life Itself: It's Origin and Nature, New York, Simon & Schuster, 1981, s.88

30.Michael J. Behe. Darwin's Black Box. s. 249

31.George Gamow, Martynas Ycas, Mr. Tompkins Inside Himself, Allen & Unwin, Londra, 1966, s. 149

32.Philip E. Johnson, Objections Sustained, Intervarsity Press, 1998, s. 23

33.Charles Darwin, Türlerin Kökeni, Onur Yayınları, Beşinci Baskı, Ankara 1996, s. 198

34.Elaine Morgan, The Scars of Evolution, New York: Oxford University Press, 1994, s. 5

13 / total 13
|
You can read Harun Yahya's book Solution: The Values of the Qur’an online, share it on social networks such as Facebook and Twitter, download it to your computer, use it in your homework and theses, and publish, copy or reproduce it on your own web sites or blogs without paying any copyright fee, so long as you acknowledge this site as the reference.
Harun Yahya's Influences | Presentations | Audio Books | Interactive CDs | Conferences| About this site | Make your homepage | Add to favorites | RSS Feed
All materials can be copied, printed and distributed by referring to author “Mr. Adnan Oktar”.
(c) All publication rights of the personal photos of Mr. Adnan Oktar that are present in our website and in all other Harun Yahya works belong to Global Publication Ltd. Co. They cannot be used or published without prior consent even if used partially.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.com - info@harunyahya.com
page_top
iddialaracevap.org adnanoktarhaber.com adnanoktarhukuk.com adnanoktargercekleri.net
MEHDİYETİ ANLATMANIN DEVLETİN BEKASINA YÖNELİK HİÇBİR TEHDİT...
ADNAN OKTAR DAVASINDA YAŞANAN TARİHTE GÖRÜLMEMİŞ HUKUK FACİASI TÜRKİYE'DE...
AKİT MEDYA GRUBU SAHİBİ SAYIN KARAHASANOĞLU KARDEŞLER VE GAZETENİN ÖNDE...
KALABALIKLAŞAN CEZAEVLERİ İLE KÖTÜLEŞEN KOŞULLAR VE GEBZE KADIN KAPALI...
DEĞERLİ BASIN MENSUPLARIMIZ! EN DOĞRU VE BAŞARILI YAYIN VİCDANINIZA UYAN...
CAMİAMIZLA FETÖ VE IŞİD ARASINDA ZORAKİ BENZERLİK KURMA ÇABALARI...
ÖZKAN MAMATİ İSİMLİ KİŞİNİN İFTİRA VE YALAN İHBARLARINA İTİBAR EDEREK...
BİTMEK TÜKENMEK BİLMEYEN DİJİTAL ARŞİV MASALLARI
GİZLİ DOSYA ADI ALTINDA YÜRÜTÜLEN KARANLIK VE HUKUKSUZ FAALİYETLER...
SAYIN PERİNÇEK VE AYDINLIK CAMİASINI ARAMIZDAKİ İDEOLOJİK FİKİR...
HASTA BİR İNSANIN GÖZ GÖRE GÖRE CEZAEVİNDE ÖLÜME TERKEDİLMESİNİ SAVUNMAK...
BUGÜN SAYIN ADNAN OKTAR’I DEKOLTE SEBEBİYLE ELEŞTİRENLER GEÇMİŞTE TAM...
“BU DOSYADAN CEZA ÇIKMAZ YENİ BİR OPERASYON YAPIN” MANTIĞI, BİR HUKUK...
1999 YILINDAKİ KAN KAMPANYASININ, DEVLETİN KURUMLARI TARAFINDAN YÜRÜTÜLEN...
GENÇLERİMİZİN DİNDEN UZAKLAŞMALARI HIZLA ÖNLEM ALINMASI GEREKEN ÖNEMLİ BİR...
BASIN MENSUPLARI ADLİ EMANETTEKİ ARKADAŞLARIMIZA AİT RUHSATLI VE HİÇBİR...
İSTİNAF MAHKEMELERİNİN ETKİSİZ OLDUKLARINA DAİR SÖYLENTİLER HAKKINDA SAYIN...
SAYIN ADNAN OKTAR HİÇBİR ZAMAN KORONA OLMAMIŞTIR. ŞAİBELİ BİR KORONA TESTİ...
AÇIK GÖRÜŞLERİN KAYIT ALTINA ALINMASI EN TEMEL İNSAN HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİNE...
ODA TV’NİN PROVOKATİF YAZILARA DEĞİL HUKUKU, ADALETİ, BİRLİĞİ VE...
GEBZE KADIN KAPALI CEZAEVİNDE KORONA BULAŞTIRILAN ARKADAŞIMIZIN HAYATINDAN...
VERYANSIN TV, TARAFSIZ, DÜRÜST, İLKELİ BİR YAYIN ANLAYIŞINI BENİMSEMELİDİR
ADALET VE ŞEFKAT HERKES İÇİN İSTENMEDİKÇE TÜRKİYE’DE HUKUKSUZLUK, ZULÜM VE...
HUKUK DIŞI YILDIRMA OPERASYONLARI SADECE CAMİAMIZI DEĞİL HÜKÜMETİMİZİ VE...
SAYIN YAŞAR OKUYAN'IN CAMİAMIZA GÜYA OPERASYONUN BİLGİSİNİ VERDİĞİ İDDİASI...
GEBZE CEZAEVİNDE KORONAYA KARŞI GEREKLİ ÖNLEMLER ACİLEN ALINMALI
PROF. DR. SEFA SAYGILI’NIN SAYIN ADNAN OKTAR HAKKINDAKİ AÇIKLAMALARI...
SÖZCÜ GAZETESİ YAZARI SAYIN AYTUNÇ ERKİN, KENDİSİNİN DE ÇOK İYİ BİLDİĞİ...
ESER ÇÖMLEKÇİOĞLU'NUN HAYAL ÜRÜNÜ KİTABI, ADNAN OKTAR’IN İSMİYLE ÜNLÜ OLMA...
SAYIN HAKAN URAL'IN “NELER OLUYOR HAYATTA” İSİMLİ PROGRAMDA CAMİAMIZ...
ARKADAŞ CAMİAMIZA YÖNELİK GAYRİ HUKUKİ TEHDİTLER DEVAM EDİYOR; HUSUMETLİ...
CUMHURBAŞKANIMIZ SAYIN RECEP TAYYİP ERDOĞAN’A AÇIK MEKTUP
VERYANSIN TV’DE YAYINLANAN AV. ESER ÇÖMLEKÇİOĞLU RÖPORTAJINA CEVABIMIZDIR
UÇAN KUŞ TV ADLI KANALIN YÖNETİCİLERİ VE PROGRAM YAPIMCILARI KİN VE NEFRET...
SABAH GAZETESİ GERÇEKLERİ ÇARPITMADAN, TARAFSIZ VE İLKELİ HABERCİLİK...
"ADNAN OKTAR DAVASI"NDA HALA KULLANILMAYA ÇALIŞILAN ETKİN PİŞMANLIK...
ADALET BAKANIMIZ SAYIN ABDÜLHAMİT GÜL'E AÇIK MEKTUP
T.C. ADALET BAKANLIĞI CEZA VE TEVKİF EVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NE AÇIK MEKTUP...
T.C. ADALET BAKANLIĞI CEZA VE TEVKİF EVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NE AÇIK MEKTUP...
CÜBBELİ AHMET HOCA'YA NUR SURESİ'NİN 23. AYETİNİ TEKRAR HATIRLATIYORUZ
DEVLETİMİZDEN DEĞİL DE ANGLOSAKSON BARONLARDAN EMİR ALAN SİYASİLER ACİLEN...
CAMİAMIZA KENDİLERİNCE İFFET DERSİ VERMEYE KALKANLARIN ASIL MESELESİ FİKRİ...
GECEYARISI CEZAEVİ NAKİLLERİ VE GERİ PLANDAKİ SAVCI TALİMATI
GAZETECİ RUŞEN ÇAKIR'A AÇIK MEKTUP
@DREYFUS.TURK İSİMLİ INSTAGRAM SAYFASININ CAMİAMIZLA HİÇBİR İLGİSİ VE...
ASTRONOMİK CEZALAR İÇİN "HAYALİ KIZLARIN İFFETİNİ KORUMA" GEREKÇESİ
ADNAN OKTAR DAVASI: YARGILANMADAN MÜEBBET
ANAL TECAVÜZ TEKNİK OLARAK İMKANSIZDIR. BU KONUDA ALEYHİMİZE YAPILAN...
KUMPASÇILARIN HEDEFİNDE BU KEZ DE INSTAGRAM, TWITTER VE DİĞER SOSYAL MEDYA...
YARGILAMA HAKKINDAKİ GERÇEKLER VE BAZI BASINDAKİ BOŞA SEVİNÇ NİDALARI
SAYIN BARIŞ TERKOĞLU’NA AÇIK MEKTUP
TEK CÜMLELİK İFTİRAYLA MASUM BİR GENÇ KIZA 40 YIL HAPİS CEZASI
ADNAN OKTAR DAVASINDA "18 YAŞIN ALTINDAKİ KIZLARIN İSTİSMARI" YALANI
EBRU ŞİMŞEK OLAYININ İÇYÜZÜ
SAYIN ADNAN OKTAR’IN 10 BİN YILLIK CEZAYI GÜLEREK KARŞILAMASI BAZI...
DAVA DOSYAMIZDA TEK BİR DOĞAL MÜŞTEKİ YOKTUR
CAMİAMIZDA EVLİLİK BEKLENTİSİNE KAVUŞAMAYAN BAZI KIZLAR BUNUN HINCIYLA...
GERÇEK DIŞI HABERCİLİĞİ BENİMSEYEN BİR KISIM BASIN HALKIN GÖZÜNDE GÜVEN VE...
HİÇBİR SUÇ OLMADIĞINI ÇOK İYİ BİLDİKLERİ İÇİN RESMİ MAKAMLAR ARAMIZA POLİS...
DOSYADAKİ SADECE 25 MÜŞTEKİ VE ETKİN PİŞMAN SANIĞIN İFADELERİNDEKİ 1000'E...
YABANCI HUKUKÇU VE AKADEMİSYENLER, ADNAN OKTAR DAVASINDAKİ ETKİN PİŞMAN...
CUMHURİYET GAZETESİNE CEVAP
SAYIN ADNAN OKTAR'IN YAKIN ZAMANDA MAHKEMEYE SUNDUĞU BAZI KISA BEYAN...
ETKİN PİŞMAN OLMAYA ZORLANAN ARKADAŞLARIMIZA OYNANAN OYUN
SAYIN ADNAN OKTAR'IN YAKIN ZAMANDA MAHKEMEYE SUNDUĞU BAZI KISA BEYAN...
"FİKREN İKTİDAR OLMAK" ANCAK SAYIN ADNAN OKTAR'IN İLMİ VE FİKRİ...
TÜRKİYE'DE HUKUK RAFA MI KALKTI?
ESKİ TAKİPSİZLİK VE ZAMAN AŞIMI KARARLARI YARGILANANLAR ALEYHİNDE...
'ORAL YOLDAN TECAVÜZ' İDDİALARI GERÇEK DIŞIDIR
CAMİAMIZA YÖNELİK 2 YILLIK GİZLİ TEKNİK TAKİPTE TEK BİR SUÇ DELİLİ DAHİ...
ÇİZGİ ROMANLARLA, PORNO FİLMLERDEN ALINAN GÖRÜNTÜLERLE KARALAMALAR YAPMAYA...
ADNAN OKTAR HİÇBİR ZAMAN “NAMAZI MİNİ ETEKLE KILABİLİRSİNİZ” DEMEMİŞTİR...
Sn. Adnan Oktar’ın Mahkemede Söylediği Son Sözü
BASIN MENSUPLARIMIZI ADİL VE TARAFSIZ HABERCİLİĞE DAVET EDİYORUZ
GAZETECİ SAYIN İSMAİL SAYMAZ 'A AÇIK MEKTUP
SAYIN ADNAN OKTAR’IN İSMİNİ KOYMASININ ARDINDAN BİRÇOK DEVLET BÜYÜĞÜMÜZ VE...
ADNAN OKTAR DAVASINDAKİ HTS KAYITLARI HUKUKEN SUÇLAYICI YÖNDE DELİL OLARAK...
15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNE KARŞI ÇIKMAK, FETÖ'NÜN İNFAZ LİSTESİNE GİRMEK...
İDDİANAMEDE, SN ADNAN OKTAR'IN KENDİSİNİ GÜYA "MEHDİ RESUL" İLAN ETTİĞİNE...
15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ GECESİ SN. ADNAN OKTAR'IN A9 TV'DEN GECE BOYUNCA...
SN. ADNAN OKTAR, ESKİ GAZETECİ MEHMET BARANSU İLE SADECE BİR KEZ, 2011...
İDDİANAMEDE, KANDİLLİ'DEKİ EVDE SÖZDE "KULE" OLARAK ADLANDIRILAN BİR ODADA...
CAMİAMIZA DÜZENLENEN OPERASYONDA "GENELEV VE FUHUŞ MAFYASI" ÖNEMLİ BİR ROL...
İDDİANAMEDEKİ EVLİLİK KONUSUNDAKİ SUÇ İSNATLARI GEÇERSİZDİR
15 ARALIK 2020 SALI GÜNÜ YAYINLANAN "ADNAN OKTAR ARKADAŞ GRUBUNA...
FETÖ’YE YARDIM İDDİASI BÜYÜK BİR İFTİRADIR
CUMHURBAŞKANLIĞI YÜKSEK İSTİŞARE KURULU (YİK) ÜYESİ SAYIN CEMİL ÇİÇEK...
GERÇEKTE YAŞANTISI ÇİLE VE SIKINTILARLA DOLU OLAN SN. ADNAN OKTAR’IN “LÜKS...
SAYIN ADNAN OKTAR'IN HİÇBİR ZAMAN MEHDİLİK İDDİASI OLMADIĞI GİBİ MEHDİLİK...
SAYIN ADNAN OKTAR'IN, DEĞERLİ OSMANLI PADİŞAHI SULTAN II. ABDÜLHAMİD HAN'I...
İSRAİLLİ SİYASİLER VE SANHEDRİN HAHAMLARI, TÜRKİYE-İSRAİL İLİŞKİLERİ...
ARKADAŞIMIZ AYŞE KOÇ'UN, 13 KASIM 2020 TARİHİNDE KATILDIĞI BİR TV...
MİLLİYET GAZETESİ MAGAZİN YAZARI SN. ALİ EYÜBOĞLU’NA AÇIK MEKTUP–2
KUMPAS ÇETESİ SON ÇAREYİ KASET İMASI YALANINA SARILMAKTA ARIYOR
SAYIN ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARININ SİVİL DİPLOMASİ FAALİYETLERİNİN...
HALK TV, MEDYA MAHALLESİ PROGRAMINDA ORTAYA ATILAN İDDİALARA CEVAPLARIMIZ
ESKİ SAĞLIK BAKANIMIZ SAYIN OSMAN DURMUŞ’UN VEFATI ÜZERİNE ÇIKAN HABERLERE...
MAVİ MARMARA FACİASINDA, İSRAİL'İN TÜRKİYE'DEN ÖZÜR DİLEYİP TAZMİNAT...
FOSİLLERİN ARTIK DEVLETİMİZ ELİYLE MÜZELERDE SERGİLENECEK OLMASI...
FETÖ BAĞLANTISI YALANI
ŞEREF MALKOÇ AĞABEYİMİZDEN RİCAMIZDIR
MEDYAMIZ ÖZKAN MAMATİ İSİMLİ KİŞİNİN GERÇEK YÜZÜNÜ MUTLAKA BİLMELİDİR
HAKLARINDA HİÇBİR KESİN YARGI KARARI OLMAYAN SN. ADNAN OKTAR VE...
MERVE BÜYÜKBAYRAK AKIL HASTANESİNE SEVK TALEBİ GEREKTİRECEK NE YAPTI?
BASINA ÖZEL HAZIRLANAN SENARYOLARLA HAKKIMIZDA ALGI OLUŞTURULMAYA...
MİLLİYET GAZETESİ MAGAZİN YAZARI SAYIN ALİ EYÜBOĞLU’NA AÇIK MEKTUP
AYRILIP DAĞILMA GİBİ BİR NİYETİMİZ ASLA YOK!
YENİ ŞAFAK GAZETESİ YAZARI SAYIN HASAN ÖZTÜRK’E AÇIK MEKTUP
SAYIN ÖZLEM GÜRSES'E AÇIK MEKTUP
SAYIN MİNE UZUN'A AÇIK MEKTUP
DAVA DOSYASI BOMBOŞ ÇIKINCA MEDET UMULAN ESKİ BİR İFTİRA: "GİZLİ TÜNELDEN...
KONUNUN TARAFLARINA SÖZ HAKKI VERMEDEN TEK TARAFLI YAYIN YAPMASI HABERTÜRK...
SAYIN AHMET HAKAN'A AÇIK MEKTUP
HALK TV'YE AÇIK MEKTUP
OZAN SÜER ARKADAŞIMIZIN TUTUKLANMASIYLA İLGİLİ OLARAK AV. SENA AKKAYA...
TÜRK İNSANI ADİL, TARAFSIZ, DÜRÜST, İLKELİ VE SEVGİ DOLU BİR BASIN ÖZLEMİ...
İFTİRA ÜZERİNE KURULAN DAVAMIZIN TEMELİNDEKİ SEBEP: "HUSUMET"
HÜRRİYET GAZETESİ VE YAZARLARINA CESARETLE VE ISRARLA DOĞRUDAN YANA OLMAK...
SEVGİ, KARDEŞLİK VE SELAM GÖNDERME İDDİALARI TUTUKLAMA GEREKÇESİ OLAMAZ
MEHDİYET İNANCI SEBEBİYLE SAYIN ADNAN OKTAR’IN YANINDAN AYRILMADIĞIMIZ...
TOPLU BİR AKIL TUTULMASI: "GALEYAN"
ELVAN KOÇAK BEY’İN YANLIŞ BİLGİLENDİRİLDİĞİ HUSUSLAR
AV. CELAL ÜLGEN'E AÇIK MEKTUP–3
İNGİLİZ DERİN DEVLETİNİN ÜLKEMİZDEKİ ALÇAK, HAİN VE AŞAĞILIK KRİPTO...
SAYIN MİNE KIRIKKANAT HANIMEFENDİ’YE BİR KEZ DAHA DOSTLUK VE SEVGİ...
MÜŞTEKİ İFADELERİ HAKKINDA BASINDA YER ALAN GERÇEK DIŞI HABERLER
SEVGİDEN VAZGEÇMEK ZULÜM OLUR, TEK İSTEĞİMİZ SEVGİ TOPLUMU OLUŞMASI
2 YILDAN BU YANA CAMİAMIZA KARŞI YAPILAN HAK VE HUKUK İHLALLERİ, ZULÜM VE...
ALİ İHSAN KARAHASANOĞLU KARDEŞİMİZ MASUMİYET KARİNESİNE VE SAVUNMA HAKKINA...
ATV KAHVALTI HABERLERİNDEKİ ASILSIZ İTHAMLARA CEVABIMIZDIR
MİLLİ ÇÖZÜM DERGİSİ BAŞYAZARI AHMET AKGÜL’ÜN İFTİRALARA DAYANARAK YAPTIĞI...
SEVGİYE DAİR HER DAVRANIŞIN SUÇ KAPSAMINA SOKULMA GAYRETİNDEN ENDİŞE...
AV. SN. CELAL ÜLGEN'E AÇIK MEKTUP
CÜBBELİ AHMET HOCAMIZ’DAN MÜSLÜMANLAR HAKKINDA KONUŞURKEN ADİL, DÜRÜST VE...
İSTİKLAL İNTERNET HABER SİTESİ YAZARLARINDAN SAYIN ÖMER AKDAĞ’A...
MADDİ GELİR ELDE ETMEK UĞRUNA TERTEMİZ, NUR GİBİ İNSANLARI ACIMASIZCA YOK...
DOSYAMIZDA ETKİN PİŞMANLIK İFADELERİ DEĞİL, CAN HAVLİYLE KENDİNİ...
SAYIN MİNE KIRIKKANAT HANIMIN SAVUNMA HAKKINI VE DEĞERLİ AVUKATLARI HEDEF...
BASIN KORKU DEĞİL ADALET, DÜRÜSTLÜK VE TARAFSIZLIK ÜZERİNE KURULU YAYIN...
AKİT'TEKİ KARDEŞLERİMİZ YAYINLARINDAKİ HAKARETAMİZ ÜSLUBA KARŞI MUTLAKA...
SN. ADNAN OKTAR DURUŞMALAR BOYUNCA MASKE KULLANMIŞ, GENEL SAĞLIĞIN...
MÜMİN ALLAH’TAN GELEN İŞARETLERİ GÖRÜR VE HAYRA YORAR
KANAL D ANA HABER PROGRAMINI HUKUK VE VİCDAN SINIRLARI İÇİNDE YAYIN...
ARKADAŞIMIZ BÜLENT SEZGİN'DEN SAYIN AYŞENUR ARSLAN HANIMEFENDİ’YE AÇIK...
SAYIN ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARINI GÜYA TEHLİKELİYMİŞ GİBİ GÖSTERME OYUNU
ARKADAŞIMIZ SERDAR SUPHİ TOGAY'IN MAHKEME İFADESİNDEN BASINA YANSIYAN...
SÖZDE ETKİN PİŞMAN OLMAK ZORUNDA BIRAKILAN ARKADAŞIMIZ ALİ ŞEREF GİDER’İN...
TURNİKE İFTİRASINA İTİBAR EDİP DİLE GETİRENLERİN ASIL ÖNCELİĞİ...
AKİT CAMİASINDAKİ KARDEŞLERİMİZ BİZİM İYİ NİYETİMİZİ YAKINDAN BİLİR VE...
GERÇEKLER SAYIN DOĞAN KASADOLU'NUN HAYAL DÜNYASINDA YAŞADIĞINDAN VE...
ALİ İHSAN KARAHASANOĞLU KARDEŞİMİZE HANIMLAR HAKKINDA SAYGILI VE NEZAKETLİ...
MUHAFAZAKAR CAMİADA HAKKIMIZDA MERAK EDİLEN BAZI SORULARA CEVAPLAR
DURUŞMADA YÖNELTİLEN SORULAR İDDİANAMEDE YER ALAN SUÇLAMALARIN ASILSIZ...
ARKADAŞIMIZ SEDAT ALTAN'DAN DEĞERLİ GAZETECİMİZ SAYIN AHMET HAKAN'A AÇIK...
ARKADAŞIMIZ MERVE BÜYÜKBAYRAK'IN MİNE KIRIKKANAT HANIMEFENDİ'YE AÇIK...
ARKADAŞIMIZ KARTAL İŞ'TEN SAYIN DOĞU PERİNÇEK’E AÇIK MEKTUP
AV. SN. KEREM ALTIPARMAK’IN “İNTERNET ERİŞİM ENGELLERİ VE İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ”...
"NİHAYET DERGİSİ"NDE, CAMİAMIZ HAKKINDA YAPILMIŞ GERÇEK DIŞI, ÇİRKİN BİR...
HALKI, HALKA EZDİREN SİSTEM SON BULMALI
KONU DEKOLTE DEĞİL, SEVGİMİZE VE DOSTLUĞUMUZA DUYULAN ÖFKE
INDEPENDENT-TÜRKÇE'NİN MÜSLÜMANLARA EVRİM TEORİSİNİ KABUL ETTİRME TAKTİĞİ
BUGÜN BAZI GAZETECİLERİN TUTUKLANMASINI ELEŞTİREN CNN TÜRK GECE GÖRÜŞÜ...
DEKOLTE GİYDİLER DİYE MASUM İNSANLARA YÜZLERCE YIL HAPİS CEZASI İSTEYİP...
SN. ADNAN OKTAR’IN MEHDİLİK İLAN EDEREK DEVLETİ ELE GEÇİRECEĞİ İTHAMI AKLA...
ARKADAŞIMIZ EMRE BUKAĞILI'NIN SN. FAZIL SAYIN AÇIKLAMALARINA CEVABI
SÜLEYMAN ÖZIŞIK KARDEŞİMİZİN DE CEMAATLERİN MİLLETİMİZ İÇİN DEĞERİNİ ÇOK...
ADNAN OKTAR OLMASAYDI...
SAYIN ERGUN YILDIRIM’IN “YENİ MEHDİLER” BAŞLIKLI KÖŞE YAZISINA...
NORMAL VE LEGAL BİR YAŞAMDAN YAPAY SUÇLAR ÜRETİLEREK "HAYALİ BİR SUÇ...
SAYIN ADNAN OKTAR’IN TUTUKLANMASININ ARDINDAN...
CÜBBELİ AHMET HOCAMIZ MÜSLÜMANLARA ATILAN İFTİRALARA İTİBAR ETMEMELİDİR
ODATV GENEL YAYIN YÖNETMENİ SN. BARIŞ PEHLİVAN'A AÇIK MEKTUP
KOMPLOCULAR, KORKUTARAK "SÖZDE" İTİRAFÇI YAPTIKLARI ARKADAŞLARIMIZ...
CUMHURİYET GAZETESİNE AÇIK MEKTUP
GENİŞ HAYAL GÜCÜ İLE KURGULANAN DAVA DOSYASI
MODERNLİK İSLAM’IN GELİŞİP YAYILMASINDA EN ETKİLİ YÖNTEMDİR
SN. ENVER AYSEVER’İN PROGRAMINDA GÜNDEME GELEN İTHAMLARIN CEVAPLARI
SN. ADNAN OKTAR: "ALLAH'IN VERECEĞİ KARARI TALEP EDİYORUM"
MİNE KIRIKKANAT GİBİ AYDIN VE DEMOKRAT BİR HANIMA HUKUKUN TEMEL İLKELERİNE...
Adnan Oktar: "Allah’ın vereceği kararı talep ediyorum."
Adnan Oktar: "Allah’ın vereceği kararı talep ediyorum."
YENİ AKİT GAZETESİ VE ODA TV’DE YER ALAN “UYAP’TAN SANIĞIN ADI SİLİNDİ”...
SAYIN BİRCAN BALİ'YE CEVAP
SAYIN AVUKAT CELAL ÜLGEN'E AÇIK MEKTUP
SAYIN ALİ İHSAN KARAHASANOĞLU'NA CEVAP
SAYIN ADNAN OKTAR VE CAMİAMIZA YÖNELİK MANEVİ LİNÇ
SN. DOĞU PERİNÇEK VE SN. PROF. DR. ALİ DEMİRSOY'UN ÖNEMLİ OLDUĞUNU...
SAYIN PROF. DR. NURAN YILDIZ'A AÇIK MEKTUP
SN. ADNAN OKTAR VE ARKADAŞLARININ İSRAİL VE MUSEVİLERLE OLAN...
CAMİAMIZA YÖNELİK "YURTDIŞI LOBİ FAALİYETLERİ" İSNADI İLE İLGİLİ...
FETÖ'YE KARŞI EN GÜÇLÜ ELEŞTİRİLERİ SN. ADNAN OKTAR YAPMIŞTIR
DELİL VE ŞAHİT OLMADAN SUÇSUZ İNSANLARI CEZALANDIRMAK KUR’AN’A UYGUN...
ARKADAŞLARIMIZ MUAZZEZ VE YILDIZ ARIK’IN DURUŞMADAKİ GERÇEK DIŞI...
İNSANLARA NEREDE VE KİMLERLE YAŞAYACAKLARINA DAİR BASKI VE DAYATMADA...
ARKADAŞIMIZ BERİL KONCAGÜL’ÜN DURUŞMADAKİ GERÇEK DIŞI İDDİALARINA...
KANAL D'NİN UYDURMA HABERİ
MERVE BOZYİĞİT'İN DURUŞMADAKİ AÇIKLAMALARI KUMPASI GÖZLER ÖNÜNE SERDİ !!!
ARKADAŞLARIMIZ ALTUĞ ETİ, BURAK ABACI VE CEYHUN GÖKDOĞAN'IN...
KUMPASÇILARIN ARKADAŞLARIMIZA BASKI VE TEHDİTLE DAYATTIĞI GERÇEK DIŞI...
"NORMAL HAYATIN SUÇMUŞ GİBİ GÖSTERİLMESİ" ANORMALLİĞİ
ARKADAŞIMIZ ÇAĞLA ÇELENLİOĞLU'NUN DURUŞMADAKİ İDDİALARINA CEVABIMIZ
YENİ ŞAFAK VE GÜNEŞ GAZETELERİNDEKİ GERÇEK DIŞI İDDİALARA CEVAP
SAVUNMA HAKKIMIZ NASIL ENGELLENDİ?
ARKADAŞIMIZ ECE KOÇ'UN DURUŞMADAKİ İDDİALARINA CEVABIMIZ
ARKADAŞLARIMIZ MUSTAFA ARULAR VE EMRE TEKER'İN DURUŞMALARINDAKİ...
ARKADAŞIMIZ AYÇA PARS'IN DURUŞMADAKİ İDDİALARINA CEVABIMIZ
KAMU VİCDANI YALANI
DEVLETİMİZİN VERDİĞİ SİLAH RUHSATLARI CAMİAMIZA DUYDUĞU GÜVENİN AÇIK BİR...
ASIL HEDEF İSLAM ALEMİ, TÜRKİYE, SAYIN ERDOĞAN VE AK PARTİ HÜKÜMETİ
GERÇEK MODERNLİK İSLAM DİNİNDEDİR
TV PROGRAMLARINDA SEVGİ DİLİ ESAS ALINMALIDIR
"Allah'tan tahliyemizi istirham ediyorum"
AKİT GRUBUNA AÇIK MEKTUP
"....Allahvar.com sitesi kapatıldı, düşmanım bu siteyi yapmış olsa...
GARDIROP YALANI
SAYIN DOĞU PERİNÇEK'E AÇIK MEKTUP
'CRACKED.COM' SİTESİNDEKİ İDDİALARA CEVAP
1999 KAN KAMPANYASI TAMAMEN MEŞRU VE LEGAL BİR ORGANİZASYONDUR
HARUN YAHYA KÜLLİYATININ İMHASI ÇOK VAHİM VE TARİHİ BİR HATA OLUR
HAKİM VE SAVCILARIMIZ YALNIZCA KANUN, HUKUK VE VİCDANI ESAS ALMALIDIR
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI RAPORUNA CEVAP
İLERİ DERECEDE MODERN GÖRÜNÜM VE DEKOLTE GİYİM TARZININ NEDENLERİ
"Adnan Bey’in çevresindeki her insan hayat dolu, mutlu, cıvıl cıvıl.”
SUÇSUZ BİR GENÇ KIZ DAHA HUKUKSUZ OLARAK TUTUKLANDI
SÖZDE İTİRAFÇI VEYA MÜŞTEKİ OLMAYA ZORLANMIŞ KARDEŞLERİMİZE ACİL KURTULUŞ...
YENİ BİR SAFSATA DAHA
"Müslümanlar Kardeştir..."
"Biz silahlı suç örgütü değiliz"
MEHDİYETİ GÜNDEME GETİRMEK LİNÇ KONUSU OLMAMALI
"Zorla alıkonma, İzole bir hayat yaşama iddialarını asla kabul etiyorum"
"Adnan Bey bizi çok sever, hep onore eder"
MEDYANIN ZORAKİ "BENZERLİK KURMA" TAKTİĞİ
"Ortada silahlı suç örgütü değil sadece birbirini çok seven arkadaş...
ÇOK DEĞERLİ BİR SİYASİ BÜYÜĞÜMÜZE AÇIK MEKTUP
AYÇA PARS CANIMIZ GİBİ SEVDİĞİMİZ, MELEK HUYLU, MÜMİNE KARDEŞİMİZDİR
"ALIKONMA" SAFSATASI
KUMPASÇILARIN KORKUTARAK İFTİRACI DEVŞİRME YÖNTEMLERİ
BERİL KONCAGÜL TEHDİT ALTINDADIR, CAMİAMIZA İFTİRAYA ZORLANMAKTADIR!
TAHLİYE OLAN ARKADAŞLARIMIZ HİÇ KİMSE İÇİN HİÇBİR ZAMAN BİR BASKI UNSURU...
AV. CELAL ÜLGEN ADİL VE DÜRÜST OLMALI
AKİT TV SUNUCUSU CANER KARAER HAKKINDA ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
MASUM İNSANLARIN TAHLİYESİ TAMER KORKMAZ'I DA SEVİNDİRMELİDİR
"Adnan Bey için ailelerimizle arasının iyi olmadığına dair iftiralar...
"Türkiye ve İslam Dünyasını zayıflatmak istiyorlar.."
"Adnan Bey`den ASLA ŞİDDET VE BASKI GÖRMEDİM..."
"Allah rızası için 40 yıldır Türk-İslam Birliği için çabalıyoruz"
"...En ufak bir suça dahi şahit olmadım..."
"Hakkımızda çok fazla SAHTE DELİLLER ÜRETTİLER..."
"Biz FETÖNÜN ANTİSİYİZ...."
“Bu dava sürecinde.... sözde dijital delillerin ibraz edilmemesi gibi pek...
"Zaten biz birbirimizi bu kadar çok sevdiğimiz için buradayız..."
"Biz bir arkadaş grubuyuz..."
"...Biz Vakıf faaliyetlerimiz ile her zaman Devletimizin yanında olduk"
"Biz kimseyle ilgili karalama faaliyeti yapmadık..."
"...Sözde tecavüz için mi buradaki arkadaşlarımla biraraya geleceğim?!"
"...Faaliyetlerimiz herkese hitap ediyor ..."
"Bizim amacımız şatafat içinde yaşamak değil, hiç kimsenin hitap edemediği...
"İnancım gereği ben insanlara yardım ederim"
"Ne yapsa "zorla" diyorlar. Zorla Gülümsüyor, Zorla, Zorla olur mu?"
"Bizim bir arada olma amacımız örgüt kurmak değil. ilmi mücadele...
"Biz birbirimizi Allah için seven.. arkadaşlarız"
"Polisler geldi, hangi eve operasyon yapacağız derlerken, balkona çıkıp...
"Biz örgüt değiliz"
"Devletimizi desteklediğimiz çok hayırlı faaliyetlerimiz var, Bunlar...
"Biz Allah`tan Razıyız Allah da Bizlerden Razı olur inşaAllah"
"İddia edildiği gibi katı bir ortam olsa 40-50 yıl niye kalalım?"
"Neden cömertsin?" diye soruyorlar
"İngiliz Derin Devleti bunu duyunca çıldırdı..."
"Biz Milli değerler etrafında birleşmiş bir sivil toplum kuruluşuyuz"
"Bir imza atıp dışarı çıkmayı ben de bilirim. Ama iftira büyük suçtur."
"Ben varlıklı bir aileden geliyorum, Saat koleksiyonum var"
"Silahlı suç örgütü iddiası tamamen asılsızdır, yalandır, iftiradır."
"Bizim yaptığımız tek şey Allah'ın yaratışını anlatmaktır."
"Almanya'da İslamofobi var, İslam düşmanları var..."
Bir örgüt olsak devlet bizimle faaliyette bulunur mu?
DAVAMIZ METAFİZİKTİR – 1. BÖLÜM
DAVAMIZ METAFİZİKTİR – 2. BÖLÜM
MAHKEME SÜRECİNDE SİLİVRİ CEZAEVİNDE YAŞANAN EZİYET VE ZULÜMLER
"Ben Sayın Adnan Oktar `dan hiçbir zaman Şiddet, Eziyet, Baskı görmedim."
DAVA DOSYASINDAKİ CİNSELLİK KONULU İDDİALAR TÜMÜYLE GEÇERSİZDİR
DURUŞMALARIN İLK HAFTASI
"İNFAK" SUÇ DEĞİL, KURAN'IN FARZ KILDIĞI BİR İBADETTİR
GERÇEK TURNİKE SİSTEMİ GENELEVLERDE
Adnan Oktar davasının ilk duruşması bugün yapıldı.
AVK. UĞUR POYRAZ: "MEDYADA FIRTINA ESTİRİLEREK KAMUOYU ŞARTLANDIRILDI,...
Adnan Oktar'ın itirafçılığa zorlanan arkadaşlarına sosyal medyadan destek...
Adnan Oktar suç örgütü değildir açıklaması.
Adnan Oktar'ın cezaevinden Odatv'ye yazdığı mektubu
Adnan Oktar'dan Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a mektup
Casuslukla suçlanmışlardı, milli çıktılar.
TBAV çevresinden "Bizler suç örgütü değiliz,kardeşiz" açıklaması
Bu sitelerin ne zararı var!
Adnan Oktar ve arkadaşları 15 Temmuz'da ne yaptılar?
Sibel Yılmaztürk'ün cezaevinden mektubu
İğrenç ve münasebsiz iftiraya ağabey Kenan Oktar'dan açıklama geldi.
Adnan Oktar ve arkadaşlarına Emniyet Müdürlüğü önünde destek ve açıklama...
Adnan Oktar hakkında yapılan sokak röportajında vatandaşların görüşü
Karar gazetesi yazarı Yıldıray Oğur'dan Adnan Oktar operasyonu...
Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dan Adnan Oktar ile ilgili...
Ahmet Hakan'nın Ceylan Özgül şüphesi.
HarunYahya eserlerinin engellenmesi, yaratılış inancının etkisini kırmayı...
Kedicikler 50bin liraya itirafçı oldu.
Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik operasyonda silahlar ruhsatlı ve...
FETÖ'cü savcının davayı kapattığı haberi asılsız çıktı.
Adnan Oktar ve arkadaşlarının davasında mali suç yok...
Cemaat ve Vakıfları tedirgin eden haksız operasyon: Adnan Oktar operasyonu...
Tutukluluk süreleri baskı ve zorluk ile işkenceye dönüşüyor.
Adnan Oktar’ın Cezaevi Fotoğrafları Ortaya Çıktı!
"Milyar tane evladım olsa, milyarını ve kendi canımı Adnan Oktar'a feda...
Adnan Oktar davasında baskı ve zorla itirafçılık konusu tartışıldı.
Adnan Oktar ve arkadaşlarının davasında iftiracılık müessesesine dikkat...
Adnan Oktar davasında hukuki açıklama
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının Masak Raporlarında Komik rakamlar
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının tutukluluk süresi hukuku zedeledi.
Adnan Oktar'ın Museviler ile görüşmesi...
Adnan Oktar ve arkadaşlarına yönelik suçlamalara cevap verilen web sitesi...
Adnan Oktar ve arkadaşlarına karşı İngiliz Derin Devleti hareketi!
Adnan Oktar iddianamesinde yer alan şikayetçi ve mağdurlar baskı altında...
Adnan Oktar iddianamesi hazırlandı.
SAYIN NEDİM ŞENER'E AÇIK MEKTUP
Adnan Oktar ve Nazarbayev gerçeği!
En kolay isnat edilen suç cinsel suçlar Adnan Oktar ve Arkadaşlarına...
Adnan Oktar kaçmamış!
BİR KISIM MEDYA KURULUŞLARINA ÇAĞRI !!!
FİŞLEME SAFSATASI
İSA TATLICAN: BİR HUSUMETLİ PORTRESİ
MÜMİNLERİN YARDIMLAŞMASI VE DAYANIŞMASI ALLAH'IN EMRİDİR
SİLİVRİ CEZAEVİNDE YAŞANAN İNSAN HAKLARI İHLALLERİ
GÜLÜNÇ VE ASILSIZ "KAÇIŞ" YALANI
ABDURRAHMAN DİLİPAK BİLMELİDİR Kİ KURAN’A GÖRE, ZİNA İFTİRASI ATANIN...
YALANLAR BİTMİYOR
SAÇ MODELİ ÜZERİNDEN KARA PROPAGANDA
TAHLİYE EDİLENLERE LİNÇ KAMPANYASI ÇOK YANLIŞ
MEDYA MASALLARI ASPARAGAS ÇIKMAYA DEVAM EDİYOR
Adnan Oktar ve Arkadaşlarının ilk duruşma tarihi belli oldu.
AKİT TV VE YENİ AKİT GAZETESİNE ÖNEMLİ NASİHAT
YAŞAR OKUYAN AĞABEYİMİZE AÇIK MEKTUP
KARA PARA AKLAMA İDDİALARINA CEVAP
Adnan Oktar ve FETÖ bağlantısı olmadığı ortaya çıktı.
TAKVİM GAZETESİNİN ALGI OPERASYONU
Adnan Oktar ve Arkadaşlarına yönelik suçlamaların iftira olduğu anlaşıldı.
"Bizler Suç Örgütü Değiliz..."